Duyurular
author

Dinçay Doğar

Kum Saati

Emekli Öğretmen

ARTIK GELECEĞE BAKALIM !

İzmir camilerinden önce çav bela, ardından yuh yuh çaldı.
Bu iki şarkıda sol cenahın sahiplendiği şarkılardır.
Dolayısıyla solcuların ekseriyetli olarak ilgi gösterdiği CHP iktidar tarafından töhmet altında bırakıldı, bu korsan yayınlar ile ilişkilendirildi, sosyal medyada bu müzik yayınlarını paylaşan bazı CHP’lilere/CHP’ye yakın kişiler "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" suçuyla tutuklandı..
Yani eylemi gerçekleştiren failler yakalanamadı ama sosyal medyada bu olayı paylaşanlar tutuklandı.

Yazımın başında açıklayayım:
1. Sosyal medya görüş, düşünce ve yorumların özgürce paylaşıldığı mecra olduğu kadar aynı zamanda yalanın ve dezenformasyonun cirit attığı, insanların görüş, düşünce ve yorumlarıyla kendilerini ihbar merkezleridir.
2. Camii ibadet yeridir ve ses cihazlarına frekansları sabote edici tarzda teknolojiyi kullanarak izinsiz girmek, kullanım amacının dışında bir kesimin bağrına batığı, diğer kesimin uzak durduğu müziklerin yayını yapmak da kaos ortamı oluşturmak için provokasyondur.
3. Sosyal medyada bu tür provokatif prim verici paylaşımlar yapmak ise provokasyon/kaos hazırlığı tuzağına düşmektir.

** ** **

Biraz geçmişe dönelim, bazı olayları özet olarak hatırlatalım:

MARAŞ OLAYLARI :
TARİH: 19.Aralık. 1978…
Kentteki Çiçek Sineması'nda, Cüneyt Arkın'ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak'ın gösteriminde, sinemaya patlayıcı madde atıldı.
Ertesi gün Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde bir kıraathane bombalandı.
Sağcı –solcu kışkırtmalarının yoğunlaştığı o yıllarda bu patlayıcı maddenin atımından sonra kalabalık sağcı bir grup ile Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü Cumhuriyet Halk Partisi il binasına, PTT ve öğretmenler derneği TÖB-DER binalarına saldırdı. Alevi ve Sünni kesimler arasında bir hafta süren çatışmalarla kaos ortamı oluşturuldu.

ÇORUM OLAYLARI:
TARİH : Mayıs-Haziran 1980…
1980 yılındaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlama hazırlıkları sırasında liseli kızların tören kıyafetleri genç kızların iffet ve hayasına kahpece ve haince saldırı içeriğinde dağıtılan bildiriler ile önce vatandaşlar cihada çağrıldı…
Bir Cuma namazı sonrasında camilerin hoparlörlerinden “komünistler ‘Alaaddin Camii’ni” ateşe verdi/bombaladılar” türündeki siyasi ve dini temelli tahrikkar söylentiler ile halkı kışkırtanlar Alevi vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı Milönü semtine insanları saldırtarak Alevi-Sünni provokasyonu ile
kardeş kardeşe kırdırılır…

SİVAS OLAYLARI:
TARİH: 2 Temmuz 1993…
Sivas Valisi Ahmet Karabilgin tarafından Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için aydın ve sanatçılar davet edildi…
Açılış törenlerinden iki gün önce kentte dağıtılan bir bildirilerde O yıllarda Selman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahseden Aziz Nesin’in de kente geleceğini, açılışta konuşmacı olarak katılacağı duyuruldu.
Şenliklere Alevi dernekleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri katılacak, törenler Seyrantepe Mahallesi'ndeki cemevi önünden başlayacaktı.
2 Temmuz günü Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne bir yürüyüş başladı. "Sivas laiklere mezar olacak" tarzında ve benzeri tahrik edici sloganlar atıldı.
Katılımcılar olaylar üzerine kaldıkları Madımak oteline çekildiler.
Toplanan kalabalıkların içine sızan ve hiçbir zaman bulunamayan provokatörler oteli yaktı ve yangında 33 aydın, 2 otel görevlisi ve 2 eylemci olmak üzere toplam 37 kişinin öldü.

** ** **

Tarih içinde çatışmaların getirdiği acıların tecrübelerinden öğrendik ki Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin çatısı altında inanç ve aidiyetler anlamında birileri tarafından bize karşı kullanılan hassasiyetlerimiz vardır.
Bu çatıyı alt kimlikler (veya aidiyetler) parantezinde hırpalayıcı siyasal, etnik ve dinsel ötekiler yaratarak insanlarımızı dayatıcı Alevi-Sünni, sağcı-solcu, laik anti laik, başörtülü-başıaçık, doğulu-batılı, kuzeyli-güneyli, Türk-Kürt-Zaza-Ermeni-Laz-Çerkez, Süryani-Hıristiyan- Müslüman ve hatta şehirli-köylü-kasabalı gibi ötekileştirmeye çalışılan aidiyetlerle ülkeyi/yurttaşı bölmek, zafiyete uğratmak için harici ve onların işbirlikçisi hırs sahibi dahili güçler vardır.

Tek hedefleri ülkeyi bölmek, asırlardır birlikte yaşayan vatandaşlarımızı çatıştırmak gayretinde olan bu kişi/kurumlar ülke içinde sürekli olarak kaos yaratmak gayreti içindedirler…
Bu kişilerin aslî, nihai amaçlarını ve hedeflerini görmek ve anlamak isteyenlere örnek olarak gösterirsek;
İşte Yugoslavya…
İşte Irak…
İşte Libya…
Ve son olarak diyebiliriz ki; işte Suriye…

** ** **

Ülkemiz Alevi-Sünni, sağcı-solcu, laik anti laik, Kürt Türk ve bunun gibi aidiyetlerde Çorum, Maraş, Sivas, Malatya olayları gibi acılar yaşadı…
Bu olayların perde arkasındakiler hiçbir zaman perde önüne çıkartılamadı…
Bu olayların bir daha yaşanmaması için, aynı ülkenin çocuklarını birbirine bir daha kırdırmamak için tedbirler alındı diyebilir miyiz?
Bilmiyoruz…
Ama kesin olan bir şey var ki bu süreçlerden geçen insanların büyük bir çoğunluğu zaman içinde anne, baba, dede oldular…
Bir insanı yetiştirmenin zorluğunu ve kaybetmenin acısını empati kurarak yaşadılar…
Vicdani kanaatler geliştirerek, hoş görüyle tecrübeyi birbirine karıştırarak demokrasinin gelişmesi için yan yana geldiler.
Yan yana gelmeyi beceremeyenler hala bu ülkenin insanını çatıştırmak, birbirine ötekileştirmek, güç yetenlikte aidiyetler dayatması ve kışkırtması içinde hala kaostan beslenme gayreti içindeler…

** ** **

Kendimizi dayatmak için değil de gerçekleri öğrenmek ve bu gerçeklerin zenginliğinde, birlikte yaşama zorunluluğunun hoşgörüsünde, kimseyi kimseye ötekileştirmeyecek çok kuvvetli zengin bir kültürel ortak payda üretemezsek kaostan beslenenlerin, kaoslarla derin hakimiyetler kuranların beslenme kaynakları güçleri değil bizim zafiyetlerimiz ve cahilliğimiz olacaktır.

** ** **

Afyon Kocatepe Üniversitesi eski rektörlerinden Şan Öz-Alp’in 23 Mayıs tarihinde sosyal medyada paylaştığı kısa bir yazısı ile fazla uzatmadan yazımı bitirmek istiyorum.

ARTIK GELECEĞE BAKALIM !
Geçmişle ilgili sürekli olumlu olumsuz değerlemeler yapıyoruz. Geçmişle uğraşmaktan geleceği göremiyoruz. Bu topraklarda Roma İmparatorluğu ve türevleri, Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti hüküm sürdü.
Bu devletlerin başarılı kuruluş dönemlerini başarısız yok oluş dönemleri izledi ve bunlar tarihin derinliklerinde yok oldular. Bunun nedeni yetersiz kadrolarla kötü yönetilmeleriydi.
Bu devletlerin yönetiminde etkili olan dini inanışlar da bu gidişi önleyemedi.
Bu topraklarda yüz yıl önce büyük güçlüklerle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyetinde büyük işler başarıldı.
Ancak geçmişi başarılı ve başarısız yönleri ile tatsız bir şekilde günlük siyasete alet ederek eksik tarih bilgisi ve kültürü ile tartışıyoruz.
Zor bir dönemden geçiyoruz.
Geçmişi tarihçilere bırakalım.
İyi bir gelecek için çabalarımızı birleştirelim.
Şan Öz-Alp

** ** **

Bu kadar acı…
Bu kadar cehalet…
Bu kadar yoksulluk…
Bu kadar körü körüne inat…
Bu kadar ayrışma…
Bu kadar ötekileşme…
Bu kadar kendini dayatma…
Bu kadar hoşgörüsüzlük…
Bu kadar gizli-aleni kin, nefret, öfke yeter…

Provokasyonlara ve perde arkası-önü provokatörlere “yeter artık” kararında çabayı başkası değil biz göstereceğiz, inisiyatifi biz ele alacağız.
Birbirimize husumet ölçüsünde ötekileşerek biz olamayız.
Artık biz olalım ve geleceğe bakalım…

Paylaşım Linkleri

Yorum

Yorum Bırak