Duyurular
author

Dinçay Doğar

Kum Saati

Emekli Öğretmen

ÖNCE EKMEKLER BOZULDU

Türkiye apartman hayatına geçmeden önce herkes kapısının önünü temizlerse mahalle tertemiz olur derler/di.
Ben Mısri Mahallesi’nin çocuğuyum.
Bizim mahallede herkes kapısının önünü öyle temizlerlerdi ki o Arnavut taşlarının arasındaki topraklar süpürüle süpürüle Arnavut taşları Afyon Kalesi gibi dimdik kalırdı.
Rahmetli Çöpçü Mehmet Ağamız mahalleyi süpürmezdi, çöpleri bile almazdı. Mehmet Ağa’nın mahalleye giriş saati geldiğinde mahalleli kapının ardında tuttuğu çöp tenekelerini atlı çöp arabasına kendi atardı.

Oktay Akbal’ın İkinci Dünya Savaşının son yıllarında yazdığı “Önce Ekmekler Bozuldu” diye bir kitabı vardı. Rahmetli Halam ben o kitabı okurken “Şükür Allah’a bizim ekmekler bozulmadı” demişti…
Oysa dünyadaki bozulma belki de o yıllarda başlamıştı.
Bize geç sirayet etti.
12 Eylül sonrası bizdeki bozulma hızla başladı.
Son yirmi yılda pik yaptı.
Her şeyin sahtesi çıktı.

Sosyal medyada bir arkadaş işte çaya boya katan firmalar diye paylaşım yapmış…
Başka bir arkadaş da işte ete domuz yağı katan firmalar diye paylaşım yapmış…
Kısacası ekmeklerin bozulması insanın bozulmasına maya olmuş.
Bozan bozana…

İnsan bozulunca her şey bozuluyor.
O her şeyden gazetecilik de nasibini aldı.
Artık sabahleyin gazete almaya giden yok.
Çünkü gazetelere güven yitmiş durumda.
Eski alışkanlıkla gazete okumak isteyenler ise dijital ortamda tüm gazeteleri okuyabiliyor.

Afyonlu bir gazeteci arkadaşım il dışında.
Sağlık sorunu olduğu için aradım.
Laf lafı açtı, “Abi Afyon’da ne oluyor” diye sordu.
Kanaatlerimi söyledim.
(Bazı gazeteleri ve gazetecileri tenzih ederek yazıyorum) “Yav Abi Afyon’da gazete yok, gazeteci çok, nasıl bu iş” dedi.

Mahalle her geçen gün kirleniyor…
Apartmanın sıvaları dökülüyor.
Oluklar patlamış.
Düşmanımın düşmanı dostumdur ucuzluğunda kirlilik iyice derinleşiyor…
Gazetecilerin bazıları artık mahallenin temiz olacağına inancını kaybetmiş olmalı ki kendi evlerini temiz tutmaya çalışıyorlar.

Çirkeflik yaparak /bel altı vurarak/müphem öyle şeyler duydum ki ağızları ile zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışanlar gazetecilik tablosu çizmeye çalışıyorlar.

Oktay Akbal’ın değdi gibi önce ekmekler bozuldu.
Sonra insan bozuldu.
Her şeyin sahtesi veya hilelisi yaygınlaştı.
Üzülesi bir durumdur ki bozulmaması gereken insanlar da bozuldu.

Paylaşım Linkleri

Yorum

Yorum Bırak