Duyurular
author

Zafer Murat ÇAKIR

ÇAKIROĞLU'NDAN

Esnaf

BAĞIMLI BİR YAŞAMA İDMAN YAPTIRILIYORUZ

Dört gün evde idik.
Sokağa çıkma yasağı sebebiyle evde bayramlaşmalarımızı telefondan veya sosyal medyadan yaptık. Tabiri tam olarak Sosyal mesafe koyuldu aramıza!

Bu tür bayramlaşmalara, bu tür bayram geçirmeleri tarihinde hiç görmedik ve İslam tarihinde de göremedik.

Bu yüzden unutulmaz bir süreç yaşadık, unutulmaz bir süreç yaşıyoruz.

İbn-i Haldun, iki ciltlik Mukaddime isimli eserinde "İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur."
Bu cümle geniş bir yazının sadece bir cümlesidir.
Alışkanlıklarla ilgili aynı bölümde daha başka özlü sözleri, cümleleri vardır. Mesela bu cümlenin bir benzeri “Alışkanlıklar, insanın tabiatını alışageldiği şeyler istikametinde değiştirmektedir. İnsan, geldiği soyun değil yaşadığı ortamın ve alışkanlıklarının çocuğudur " der…
Yine bir başka cümlesinde “İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür” der.
Bir atasözümüz de “alışmak kudurmaktan beterdir’ der.

Bu sözlerden anlıyoruz ki insan bir şeye alışırsa müptelası, yani bağımlısı olur.
Müptelası olduğumuz her şey bizi baskı altında tutar.
Baskı altında özgür olamayız, özgür yaşayamayız, özgür düşünemeyiz, özgür ifade edemeyiz.
Kısacası kendimiz olamayız.
Bu yüzden de hayatımızı değiştirecek, sürekli dalgalanmalarda arafta tutacak alışkanlıklarımız olmamalı diye düşünüyorum.

Korona virüs dolayısıyla dünyaya alınan tedbirlerde gördük ki Türk insanı dâhil hiç kimse kolay kolay evde tutulamıyor.
Gördük ki inanç sahibi hiçbir dinin insanı özgürce ibadet etmekten men edilemiyor…
Gördük ki insan, alışverişini kendisi yapacak. Elinin değmediğini almıyor, ne kadar gelişmiş olursa olsun insan internetten alışverişi de makbul tutmuyor.

Dünyada digital bir kuşak yaratılmak isteniyor. Yeni teknoloji 5G ile ilgili gelişmeler ve Covid 19 ile birlikte durmadan hayata geçmesi de dikkat çekici değil mi?

Buna internet çağı da diyebiliriz.
Herkes evinde kalarak homofis (hoomoffice=ev ofis) para kazanacak, homofis tüketecek.

Sosyal medya veya internet bilgileri ile anı yaşayan, anı algılayan internet kuşağı ne toplumsal değer ne katma değer üretme yeteneğine sahip değildir.
Günümüzde doğrusunu-yalanını araştırmaya gerek duymadan, bilmeden paylaşılan bilgilerin ne akademik ne de entelektüel yönü vardır.

2009 yılında hayatını kaybeden ve Türkiye'de iletişim biliminin kurucusu sayılan akademisyen Prof. Dr. Ünsal Oskay, “Üretin! Saksıda fesleğen mi olur, bir makale mi olur, ne olursa olsun üretin! En yakınınızdakinin kafasına basarak yükselmek yerine yapılacak en iyi iş budur” diyerek, bağımsız bir ufuk, bilgi, yöntem üzerinde çalışmak, bağımsız içerik üretmek gerekliliğine dikkat çekmektedir.

Hamaset üretmek, içerik üretmek demek değildir. Hamaset üretmek için, hiç bir alanda birikim gerekmez. (Atasoy Müftüoğlu-Yenişafak)
Bugün eve bağımlı yaşamaya alıştırılmak, digital ortamla yaşam sürmeye alıştırılmak, birbirimize uzak durarak korunmaya alıştırılmak insanı sosyal yaşamdan yani insanı insandan uzak tutmak demektir.

İnsanlık, yaratıldığından itibaren belki de en büyük çaresizliğini yaşamaktadır.
Uzaydaki gezegenlere gidecek teknolojiyi üreten insan, Saddam’ı yerin dibinde gökten tarayan teknoloji ile yerin dibinde bulan insan, bir düğmeye basmaya bir ülkeyi yok edecek savaş teknolojisini bulan insan gerçekten Korona virüs Covid 19’un aşısını, salgınını durduracak teknoloji veya ilacı bulamadı mı?

Yoksa korkutularak yavaş yavaş bağımlı bir yaşama idman yaptırılıyoruz, alıştırılıyoruz?
Dört günlük sokağa çıkma yasağı sürecinde bunları düşündüm, okudum, not aldım…
Ve sizlerle paylaştım.








Paylaşım Linkleri

Yorum

Yorum Bırak